Ergene Haber-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Marteniçka

Gülnur Özen
Gülnur Özen
  • 30.03.2015
  • 1.018 kez okundu

Baharın gelişi her çoğrafyada başka türlü kutlanır.
Değişmeyen tek şey vardır,kışın sona ermesi,baharın gelmesi.
Kimileri ateşten atlayarak,kimileri ipten atlayarak,kimileri halaylar eğlencelerle…
Marteniçka baharın gelişini kutlayan,kutsayan bir Bulgar adıdır.
Eski bir pagan adetidir.

Marteniçka, her yıl kırmızı-beyaz bir bilekliğin bileğe takılmasıdır.
Yaklaşık iki yada üç hafta sonra meyve verecek bir ağaç için veya bir gül ağacına dilek tutularak asılmaktadır.
Marteniçka bilekliğe takıldığı gibi birde çıkarılma zamanı vardır.Bu zamanlar ilk leylek görüldüğündedir.
Tarihi ile ilgili bir çok söylentiler vardır.

Bunlardan en çok inanılan iki tanesi şöyledir;

Kış aylarında zamanın birinde,bulgar erkekleri savaşa giderler,erkeklere savaş ile ilgili bilgi vermek amacıyla savaşı kazanırsanız bir kuşun ayağına beyaz,eğer savaşı kaybederseniz siyaz bir bez parçası bağlayın derler.
Savaşa giden bulgar erkekleri savaşı kazanırlar ve bir kuşun ayağına kanlı bir beyaz bez parçası bağlarlar.Bunu görenler savaşı kazandılklarını ama çok kan kaybedildiğini anlarlar.

Diğer bir rivayet ise şöyledirki; Baba marta veyahut marta nine diye bilinen kişinin baharın gelişini simgelediğini ve bu nedenle bileklik takıldığı bilinir.

Bulgarca bilinen ve biraz daha yaygın olan bu hikaye dolayısıyle,bu baharın geldiği dönemlerde (1 mart) günlerinde insanlar birbirlerine çestita baba marta derler..

Bu gelenek günümüzde hala devam etmekte olup uzun yıllar önce ülkemize göç eden bulgaristan göçmenleri tarafından tamamen iyi niyetlerince bu geleneği sürdürmektedirler..
Ama günümüzde bu gelenek sadece baharın gelişini kutlamak maksadıyla olmakla beraber dileklerimizi tutmamızı ve marteniçka dilek tutanların ona inanları kötülüklerden koruduğu gibi aynı zamandada sans getirdiği söylenmekte ve böyle olduguna inanırız..

Her nerede ve hangi cografyada değişik kutlansada …

Hoşgeldin bahar…
Hoşgeldin hıdırellez…
Hoşgeldin nevruz…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. GÜN İKİNDİ ŞİMDİ

    Gün,zümrüt yapraklı ince dallar üstünde dinleniyordu.Tüm nebat,dinlendirici nehrin melodisinden mahmur bir şekilde inzivaya çekilmişti bu billur zamanda.Ötüşen kekliklerin sesi karşıdaki kayalıklara varıp yankılanmadan bayboluyordu.
    Mir,babasının ölümünden bu yana ava çıkmamıştı.İşe,babasının bıraktığı yerden başlamak gerekiyordu artık,diye düşündü.
    Kesme taşlardan örülü konağın merdivenlerine çıktı.Başını kaldırarak daha ileriye,ağaçların tepelerindeki yaprakların kayalara tırmandığı son noktaya kadar baktı.Çocukluğunda ve gençliğinde gittiği bu yerleri uzaktan yakına doğru uzun uzun seyretti.Başını sallayarak içeri girdi.Annesinin olduğu odaya girdi.Diz çökerek önünde oturdu.Elini tuttu.Uzun bir aradan sonra annesine kavuşan bir çocuk hasretiyle ellerini öpüp göğsüne sıkıca bastırdı.Bitmesini istemediği “bir an”için saniyelerce öylece kaldı.Sonra yerinden usulca kalktı.Konağın;vadiden inen yola,kimi çıplak yamaçlara bakan pencerenin büyük bir kısmını kapatmışçasına dışarıya baktı.Annesi,ava çıkmadan önce atının eyerlenmesini ve dengbejlerin kısa da olsa atışmasını çaktırmadan beklediği anı hatırladı.
    Mir,çok geçmeden dışarı çıktı.Kendisini bekleyenlere gidelim anlamında kamçıyı ileriye salladı.Atlarına binerek konaktan ayrıldılar.Annesi merdivenlere çıktı.Oğlu için dua ettikten sonra oraya oturup alemi seyretmeye koyuldu.Dengbejlerin dudaklarından süzülen klamlarda nice ayrılıklar,yiğitlikler,bazen de kaleşlikler dile getiriliyordu.Babasıyla birlikte en son gittikleri yerlere doğru yol aldılar.Çifte çeşmelere vardıklarında el işaretiyle dengbejleri yanına çağırdı.Babasının en çok sevdiği klamlardan birkaç tane dinledi.Ayrılığın ve hasretin yokluğunu benliğinde biraz daha hissetti.

    Gün,vadiyi doldurmak üzereydi.Kayalar gölgelerini toplayıp sessiz sedasız dinlenmeye çekilmek üzereydiler.Mir,yerinden kalktı.Atlar hazırlandı.Daha ötelere,üç köyün suyunun birleştiği yere doğru yol aldılar.Oraya vardıklarında kendilerini daha yeşil tabiat ve tabiatı sevindiren kekliklerin ötüşleri karşıladı.Fakat O av için gitmemişti.Yalnızca babasından kalan yerleri,onun ayak bastığı toprakları ziyaret etmeye gitmiş gibiydi.Her bir tabiat parçasından diğerine geçince,babasının peşine düşen o şen şakrak halini anımsıyor,gözleri bulanıklaşıyordu.Etrafındakiler bu durumdan şaşkındı;fakat kimse olup bitene bir anlam veremiyordu.
    İkindi olmak üzereyken köye vardılar.Dışarı çıkan annesi oğlunun ne durumda olduğunu anlasa da ona bir şey söyleyemedi.Çıkıp odasında oturdu.Annesi varıp yanı başına çömeldi.Başını kaldırıp annesine:
    -Babama en çok benzeyen taraflarım nelerdir?
    Annesi:Şu ince dudaklara inen düz burnun,boyun,ellerin…Babana her yönüyle o kadar benziyorsun ki kimseye tek söz bırakmıyorsun.En çok da adaletin oğlum.İnşallah helal süt emmiş biriyle evlenirsin.Babasının evinde sofrayı yerde görmeyen biri gelip de şu kocaman sofrayı küçültür ya da tamamıyla toplarsa işte baban o zaman ölmüş olur.Babanın ölümünde birçok beg yanındaki adamlarıyla karşıdaki yola vardıklarında yere diz çökerek konağın önüne kadar diz üstünde geldiler.Böylece teslimiyetlerini,pişmanlıklarını gösterdiler.Bu da sizin soyunuzdan gelen her kim olursa ona bağlı olacaklarını gösterdiler..Onun için seni bekleyenleri bekletmemek lazım,dedi.
    Mir,her tarafa haber saldı.Civarın tüm beglerini topladı.Konakta toplanan begler niçin çağrıldıklarından haberleri yoktu.Yemekler yendikten sonra kendisine ayrılan yere oturdu.Herkes pür dikkat onun ağzına bakıyordu.Başını kaldırarak:
    -Bana olan bağlılığınızdan şüphem yoktur;fakat benim Mir olarak sizleri buraya çağırmamım sebebi hayallerinizin ötesindedir.Belki de şimdiye kadar yapılması gereken bir işti.Bundan az da olsa bir şüphe duyulursa layıkıyla yönetim olmaz.Bundan sonra bu coğrafyayı yönetecek kişi her yönüyle tertemiz,adaletli,namuslu olmalı.Şerefiniz üzerine sizi yemine davet ediyorum.Harama bulaşmamış,helalinden başkasına göz dikmemiş olan varsa Mirli’ği hemen ona bırakmaya hazırım aksi halde hepiniz eskiden olduğu gibi bağlılığınızı devam edeceksiniz,dedi.Kimseden ses çıkmadı.Başalarını önlerine eğip birbirlerine bile bakacak yüzleri kalmamıştı .
    Konaktan beraber çıktılar.Binek taşının üstüne çıkıp atına bindi.Misafirleri köyün aşağındaki yol ayrımına kadar götürdü.Onlar kayboluncaya kadar at kişnemeleri etrafı inletmeye devam ediyordu.

YORUM YAZ

öğretmenler sitesi radyo dinle film izle susurluk haber bitkisel sağlık